Kimler Kurban kesebilir..

  • Haberin Tarihi : 30.09.2014
  • Haberin Okunma : 798
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Kimler Kurban kesebilir..

Kurban: Bayram günleri kesilen hayvanın ismidir. Kurban kesmek, ibâdet ve taât niyetiyle, belli vakitte, belirli hayvanı, boğazlamaktan ibarettir.

Kurban: Bayram günleri kesilen hayvanın ismidir. Kurban kesmek, ibâdet ve taât niyetiyle, belli vakitte, belirli hayvanı, boğazlamaktan ibarettir.

 
Kur’an-ı kerim’de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hitaben şöyle buyrulmuştur: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver.” [ Kevser suresi. 108/2] “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.” [ Hac suresi.22/34-37] “Biz oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik”
 
Hanefi mezhebine göre, Hz Muhammed (sav)`e vacip olan, aksini ispat eder bir delil, bir kayıt olmadıkça ümmetini de kapsar, dolayısıyla onların da kurban kesmeleri gerekir. Zira Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti için bir rehberdir.
 
Kevser suresinde geçen: “venhar” emri, İslâm alimlerinin çoğuna göre, kurban kesmek anlamındadır. Alimlerin çoğunluğu bunun, Kurban bayramı günlerinde kesilen kurban olduğu görüşündedirler. Zira bu konuda pek çok hadis-i şerif vardır.
 
Dini bayramlarımızdan olan Kurban Bayramı, Asr-ı Saadetten günümüze kadar kurban kesilerek kutlanmıştır. Eyyam-ı Nahr/Kurbanlık hayvanların kesilme günleri tabiri de, on beş asırdan beri bu anlamda kullanılmıştır.
Efendimiz (sav) imkânı olduğu halde kurban kesmeyen kimseleri, ağır bir dille ikaz ediyor; hâli vakit yerinde olanların kurban kesmesi gerektiğini bildirmiştir: “Kurban kesecek güçte olup da kesmeyen, namazgahımıza yaklaşmasın.”
 
Bu hadiste Efendimiz, imkânı olup da kurban kesmeyeni mescidimize yaklaşmasın.” [ Bir Müslümanın Yol Haritası.581] diyerek tehdid etmiştir. Tehdid ancak vacibin terkinde söz konusudur. “Her hane halkının senede bir kere kurban kesmesi gerekir. “
 
Bayram namazından önce kurbanını kesen birisine Allah Resulü, yeniden kurban kesmeyi emretmiştir. Peygamberimizin yeniden kesmesini emretmesi, kurban kesmenin vacip olduğunu göste¬rir. [ Bir Müslümanın Yol haritası.582] Ayrıca İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: dedi ki: Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de on sene ikâmet etti ve her sene kurban keserdi.”
 
Kurbanını kesen kimse hem mesuliyetten kurtulur hem de niyetinin derecesine göre ahirette sevaba nail olur. [ İbn Abidin.6/313] Kâinatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem, emredildikten sonra kurban kesmeyi hiç terk etmemiş, hattâ yolculukta bile kesmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar ! Her sene her bir ev halkına kurban kesmek vaciptir.”
 
Vacib olan, kurbanı kesip kanını akıtmaktır. Kurbanı diri olarak tasadduk etmekle bu yükümlülük yerine getirilmiş olmaz. Tasadduk ancak, kurban kesildikten sonra yapılır ki; bu müstehaptır. [ Ebu Davud. 10/453] Şafiî mezhebine göre kurban kesmek terk edilmesi istenmeyen bir sünnettir ki bu da Hanefi mezhebindeki “vacip”e yakın bir yaklaşımdır.
 
1.Müslüman olmak.
 
2.Hür olmak, köle olmamak.
 
3..Mukim olmak. Seferi/yolcu olmamak: Hanefilere göre, yolcuya kurban kesmek vacip değildir. Çünkü Hazret-i Ebubekir ve Hazre-i Ömer radıyallahu anhüm yolcu olduklarında kurban kesmezlerdi. Hazret-i Ali radıyallahu anh’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Yolcu olan kimseye Cuma namazı da, kurban kesmek de vacip değildir.”
Çünkü yolcu için kurban kesmekte ve etinin değerlendirilmesinde bir takım güçlükler vardır. Bu, nedenle yolcudan güçlüğü kaldırmak için Cuma namazı farz olmadığı gibi kurban da ona vacip değildir. Hanefiler dışındaki üç mezhebe göre kurban kesmek yolcu içinde sünnettir.
 
Klasik fıkıh kitaplarında konu böyle alınmış olmakla birlikte, günümüzde yolculuk imkân ve şartları büyük ölçüde değişmiştir. Bayram tatilini fırsat bilerek yurt içi veya yurt dışı geziye çıkan, yazlığa giden, memleketine giden kimsenin durumu farklıdır. Bu durumdaki kimselerin söz konusu ruhsattan yararlanma yerine, ya önceden gerekli tedbirleri alarak vekâleten kurban kestirmesi ya da bulunduğu yerde kurban kesmesi daha isabetlidir.
 
Çünkü kurbanın namaz, oruç gibi bireyin niyetiyle ve iç dünyasıyla alakalı yönü bulunduğu gibi onlara ilâveten toplumda sosyal adaleti sağlayan ve üçüncü şahısların haklarını ilgilendiren yönü de mevcuttur. Bu sebeple de, yolcunun namaz ve oruçta yolculuk ve meşakkat içinde olma ruhsatından yararlanması daha bireysel bir karardır. Kurbanda ise zikredilen hususların, bu ibadetin sosyal amaçlarının göz önünde bulundurulması, savunulabilir bir gerekçe, sıkıntı veya mazeret bulunmadığı sürece kurban ibadetinin yerine getirilmesi gerekir.
 
4. Zengin olmak: Hanefi mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü, zekatta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve asli ihtiyaçları dışında 20 miskal[85gr] altına , ya da buna denk bir paraya veya mala (yaklaşık 7200TL) sahip olmasıdır.
 
Bu miktar bir mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkanına sahip olduğu düşünülmüştür. Böyle olunca ücretli, memur gibi sabit gelirli kimselerin, kendi bütçe imkanları içinde sıkıntı çekmeden kurban ücretini ödeyip ödeyemeyeceğini göz önünde bulundurması ve ona göre karar vermesi gerekir.
 
Pratik bir çözüm olması itibariyle, bu konuda Hanefilerin yukarıda zikredilen ölçüsü esas alınabilir. Bu takdirde, sabit gelirlilerin asli ihtiyaç harcamalarını çıktıktan sonra yıllık gelirinden arta kalan miktar 85 gr altın (2013 yılı için yaklaşık 7200TL) değerine ulaşıyorsa kurban kesmeleri gerekir.
 
Bu nisabın üzerinden bir sene geçmesi şart değildir. Kurbanın vacip oluşunda erkek olmak şart değildir. Nisap miktarı mala sahip olan hür kadının da kendi parasıyla kurban kesmesi vaciptir.
 
Zekât ibadetinde yılın zenginliği aranırken, kurban ibadetinde günün zenginliği esas alınmıştır. Kişinin zenginliğinde kurban bayramı süresindeki durumu ölçü alınır.
 
Böyle mali bir imkâna sahip her Müslüman’ın, akıllı ve baliğ/ergen olması kaydıyla kurban kesmesi gerekir. Bu durumdaki kadın ve yetişkin çocuklar bizzat mükellef olmakla birlikte kocası veya babası bunlar adına hibe yoluyla kurban keserse o da yeterli olur.
 
Dinimizin hem dünyaya, hem de âhirete bakan emirlerinden biri de kurban kesme emridir. Resûl-i Ekrem Efendimizin Medine’yi teşriflerinin ikinci senesinde meşru kılınan Kurban, hâli vakti yerinde olan Müslümanlar için vaciptir. Bu vacibi, durumu müsait olduğu hâlde ihmal edenlerin azaba uğrayacakları, hadîsin işaretinden anlaşılmaktadır.
Hadîs şöyle ikazda bulunmaktadır: Kimin geçim durumunda bir genişlik olur da kurbanını kesmezse, o kimse bizim namazgahımıza yaklaşmasın! Evet, hadîs, kurbanı geçim durumu müsait olanların keseceğini haber veriyor durumu müsait olduğu hâlde kesmeyecek olursa, namazgaha gelmemesini de hatırlatıyor.
 
Bir adamın namazgahtan uzak kalması, namaza gelecek mü’minlerin lâyık olduğu mükâfattan uzak kalması demektir. Böyle bir mükâfattan uzak kalmak ise, azaba lâyık olmaktan başka bir neticeyi getirmektedir.
 
Takaonline